Perküsyon takımı sahneye rastgele yerleşmez. Kimin kimi duyduğu, dokunun bir arada kalıp kalmayacağını belirler.
Conga ve bongo birbirini duymak zorundadır; kalıpları iç içe geçer. İkisinin arasına başka bir çalgı girmez.
Timbal görece bağımsızdır ama basla göz teması kurabilmelidir; geçişleri o verir.
Küçük el çalgıları merkeze yakın durur. Kenarda kalan bir maraka, kendi sesini duyamadığı için kayar.
Bas ile perküsyon arasındaki mesafe kısa tutulur. Uzak duran iki katman birbirini geç duyar ve tempo yalpalar.
Monitör düzeni de aynı mantıkla kurulur. Perküsyoncunun monitöründe önce bas, sonra kendi çalgısı bulunur.
Ses düzeni olmayan küçük mekânlarda yerleşim daha da önemlidir; orada tek denetim kulaktır. Sahne provasında ilk yapılacak iş, herkesin yerine geçip birkaç ölçü çalması ve kimin kimi duymadığını söylemesidir. Yerleşim bir kez kurulup unutulmaz; mekân değiştiğinde yeniden düşünülür.
Dışarıda çalınan konserlerde yansıma olmadığı için mesafeler daha da kısaltılır. Sahne derinliği de hesaba girer; arkada kalan bir perküsyoncu, önündeki çalgıları gecikmeli duyar. Yerleşim değiştiğinde kalıpların oturması için birkaç ölçü gerekir; bu, prova başında yapılır.
Derslerimizde topluluk çalışmasında yerleşim ayrı bir konu olarak ele alınır.