Conga solosu çoğu kişide aynı biçimde başlar: bilinen bütün süslemeleri arka arkaya çalmak. Sonuç dolu ama anlamsız olur.
Oysa solo, zemin kalıbından çıkar. Tumbao'nun içindeki bir vuruş öne alınır, bir başkası geciktirilir; dinleyici hâlâ zemini duyar ama bir şey değişmiştir.
İkinci adım tekrardır. Bir fikir bir kez çalınırsa süsleme, üç kez çalınırsa cümle olur. Tekrar, doğaçlamayı anlaşılır kılar.
Üçüncüsü boşluktur. Susulan yer, çalınan yer kadar bilgi taşır. Aralıksız solo, dinleyicinin takip etmesini imkânsızlaştırır.
Dördüncüsü de yöndür. İyi bir solo bir yere doğru gider: yoğunluk artar, bir yerde tepe yapar ve zemine geri döner.
Zemine dönüş özellikle önemlidir. Solodan çıkamayan kişi topluluğu askıda bırakır.
Doğaçlama çalışması taklitle başlar. Bir kayıttan bir soloyu birebir öğrenmek, kendi cümlelerini kurmanın en kısa yoludur.
Kendi solosunu kaydedip dinlemek, hangi fikrin işe yaradığını gösterir. Solo çalışırken metronom yerine bir kayda eşlik etmek daha gerçekçidir; topluluk dokusu içinde fikir farklı duyulur. Aynı fikri farklı ses seviyelerinde çalmak, doğaçlamaya derinlik katan en basit araçtır. Derslerimizde doğaçlama, zemin kalıbı üstünden adım adım kurulur.